Gazel Nedir, Nazım Şekli? Edebiyatın Duygusal Derinliklerine Yolculuk Bir Edebiyatçının Kelimelerle Dansı Kelimelerin gücü, onları nasıl kullandığımıza ve hangi anlamlarla yüklendiğine bağlıdır. Bir edebiyatçı olarak, her kelimenin bir dünyanın kapılarını aralayabileceğine, bir anlatının duygusal etkisiyle insanları dönüştürebileceğine inanırım. Edebiyat, yalnızca sözcüklerden oluşan bir oyun değildir; duyguların, düşüncelerin ve hayallerin birleştiği bir alandır. Her bir nazım şekli, kendine özgü bir dünyayı, bir kültürel kodu, bir dönemin ruhunu taşır. Bugün, bu kelimelerle inşa edilmiş bir yapıyı, gazel nazım şekli üzerinden ele alacağız. Gazel, Türk edebiyatının en özel nazım şekillerinden biridir ve hem Divan edebiyatının hem de halk edebiyatının önemli formlarından biri olarak…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Eski Türklerde Hatun Ne Demek? Düşünsenize, Eski Türkler bir toplantı yapıyorlar. Orta Asya’nın sonsuz bozkırlarında bir araya gelip, “Beyler, çok önemli bir konuya değinmemiz lazım!” diyorlar. Ve tabii ki hemen şunu soruyorlar: “Peki, Hatun ne demek?” Beyler, tahmin edin… Hayır, yanlış! Hatun, eski Türklerde yalnızca bir unvan değil, aynı zamanda kültürün ta kendisi. Ama gelin, bunun biraz daha derinlemesine bir çözümlemesine gidelim, hem de mizahi bir şekilde. Hatun, Kimdir? Eski Türklerde “Hatun” demek, aslında sadece “kadın” demek değil, biraz da stratejik bir şeydir. Yani, bu unvanı taşıyan kişi, toplumdaki diğer bireylerden farklıdır. Hatun, bir yöneticinin, bir beyin ya da bir…
Yorum BırakTüremiş Fiil: Dilin Gücünden Edebiyatın Dönüştürücü Etkisine Kelimenin gücü, bir yazarın elinde bir nehir gibi akar; sözcükler, duyguları, düşünceleri, toplumları ve bireyleri dönüştürebilir. Kelimeler, hayatın her yönünü şekillendirirken, dilin derinliklerine indikçe daha farklı anlamlar kazandığını görürüz. Edebiyat, dilin en yüksek ifadesidir ve her kelime, bir yazarın düşüncelerini, dünyaya bakışını, duygusal derinliğini ve karakterlerin içsel çatışmalarını yansıtır. Bugün, dilin ince işçiliklerinden biri olan türemiş fiiller üzerinden edebiyatın etkileyici gücünü ele alacağız. Türemiş fiiller, dilin zenginliğini ortaya koyan yapılar olup, bir kelimenin kökünden türetilen ve anlam genişlemesine yol açan fiil formasyonlarıdır. Edebiyat ise, dilin katmanlarına indikçe her kelimenin evrimini, değişen anlamlarını ve…
Yorum BırakFilistinliler Hangi Soydan? Felsefi Bir Sorgulama Kim olduğumuz ve kimliğimizi nasıl tanımladığımız, yalnızca biyolojik ya da kültürel bir mesele değildir; varoluşsal bir sorudur. İnsan olmanın anlamı, yaşadığımız yer, tarihimiz ve kültürümüzle şekillenir. Bu sorunun ardında, felsefenin pek çok önemli alt disiplini yatar: etik, epistemoloji ve ontoloji. Bu bağlamda, Filistinlilerin soyu ve kimliği meselesi, yalnızca bir etnik kimlik tartışmasından çok daha derin bir felsefi meseledir. Filistinliler, tarihsel olarak farklı coğrafyalardan, kültürlerden ve toplumlardan gelen bireylerin oluşturduğu bir halktır. Ancak, bu halkın kimliği, sadece biyolojik bir soy ve kültürel mirasla mı sınırlıdır, yoksa daha derin bir ontolojik varlık sorusuna mı dayanır? Bu…
Yorum BırakHerkesin dilinde sıkça kullandığı, ancak çoğu zaman doğru yazılıp yazılmadığına dikkat edilmediği bir konu var: “De da bağlacı.” Bu iki basit kelime, cümlede doğru bir şekilde kullanıldığında anlamı nasıl değiştirebiliyor? Hadi gelin, dilin bu ince yönüne bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşalım. Yani, “de” ve “da” bağlacının nasıl yazılması gerektiğini keşfetmeye çıkalım ve daha önce fark etmediğiniz dilsel incelikleri anlamaya çalışalım. De ve Da: Dil Bilgisi Perspektifinden İki Bağlacın Temeli Dil bilgisi açısından “de” ve “da” kelimeleri, bağlaç olarak kullanılan iki önemli unsurdur. Ancak, kullanımda oldukça büyük bir fark vardır. Bu iki kelime, anlam açısından çok yakın görünse de, doğru yazımı…
Yorum BırakBacaktaki Pıhtı Ne Kadar Sürede Geçer? Bir Felsefi Yaklaşım Vücudun işleyişi, insanın varoluşunun en derin ve karmaşık yönlerinden biridir. Bir pıhtının bacakta oluşması, basit bir fiziksel olgudan çok daha fazlasını işaret eder. Bu, insanın biyolojik yapısının kırılganlığını ve bir şekilde sürekli denetim altında tutulmaya çalışılan varoluşsal dengelerinin bozulmasını simgeler. Bacaktaki pıhtının geçme süresi, tıbbın ve bilimin somut ölçümleriyle belirlense de, bu durum felsefi olarak çok daha derin soruları gündeme getirir. Bu yazıda, bir pıhtının vücuttaki iyileşme sürecini, etik, epistemoloji ve ontoloji bakış açıları üzerinden irdeleyerek, bu basit tıbbi sorunun insan varoluşunun ne kadar hassas bir yapıda olduğunu nasıl gösterdiğini tartışacağız.…
Yorum BırakFormel Hukuk Ne Demek? – Felsefi Bir İnceleme Felsefe, insan varoluşunun en temel sorularına odaklanırken, toplumların yapıları ve bu yapıların düzeni üzerine derinlemesine düşünür. Her toplumda, insanlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi amacıyla kurallar, yasalar ve normlar geliştirilir. Bu düzeni sağlamak için başvurulan yasal sistemlerden biri de formel hukuktur. Ancak formel hukuk yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda ahlaki, epistemolojik ve ontolojik temellere dayanan bir kavramdır. Bu yazıda, formel hukuk kavramını, felsefi bir bakış açısıyla tartışacak ve bunun toplumsal düzen, etik sorumluluklar ve bireysel özgürlükler üzerindeki etkilerini irdeleyeceğiz. Formel Hukukun Felsefi Temelleri Formel hukuk, toplumdaki bireyler arasında düzeni sağlayan, yazılı ve…
Yorum BırakBasketbolda Hava Atışı Ne Zaman Yapılır? Başlangıcın Gücü Üzerine Bir Keşif Her basketbol maçının kalbinde, bir an vardır: Hava atışı. O anda her şey başlar. Takımlar, antrenmanlarda harcanan saatler, oyuncuların hayalleri, taraftarların umutları – hepsi bu ilk atışla bir araya gelir. Ama bu basit gibi görünen hareket, aslında çok daha derin bir anlam taşır. Hava atışı sadece bir teknik başlangıç değil, aynı zamanda bir oyun kültürünün, takımlar arasındaki denklemin ve belki de tüm insan ilişkilerinin bir sembolüdür. Düşünsenize, maç başlamadan önce o an, hakemlerin topu havaya bırakacağı ve her oyuncunun en iyi hamlesini yapacağı o kutsal an. O an ne…
Yorum BırakLenfödem Kimlerde Görülür? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Toplumlar, sadece bireylerin kişisel sağlık sorunlarıyla değil, aynı zamanda bu sorunların nasıl ele alındığı, çözüm önerilerinin kimler tarafından sunulduğu ve bu çözümlerin kimler için erişilebilir olduğuyla da şekillenir. Bir siyaset bilimci olarak, toplumsal sağlık sorunlarının ve bu sorunların bireylerin yaşamına etkilerinin güç ilişkileriyle nasıl şekillendiğine dair derinlemesine düşünmek önemlidir. Lenfödem, vücutta sıvı birikmesi sonucu meydana gelen, genellikle bacaklarda şişlik ile kendini gösteren bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkar. Ancak bu hastalık, yalnızca biyolojik bir olgu olmanın ötesine geçer. Siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında, lenfödemin kimlerde görüldüğü, hangi toplumsal grupların daha fazla risk altında…
Yorum BırakIkaz Flaşörü: Antropolojik Bir Bakış Açısıyla İletişim, Güç ve Toplumsal Kimlik Bir Antropoloğun Merakı: Kültürlerin Çeşitliliği ve İletişim Araçları Bir antropolog olarak, insanların çevreleriyle nasıl iletişim kurduğunu anlamak beni her zaman derinden ilgilendirmiştir. İnsanlar, kültürel ve toplumsal bağlamda, sesler, renkler, semboller ve işaretler aracılığıyla birbirleriyle anlamlı bir iletişim kurarlar. Günümüz dünyasında, araçlar ve semboller giderek daha karmaşık hale gelmişken, bir ikaz flaşörü gibi basit ama anlamlı bir iletişim aracı bile, toplumsal yapıları ve kültürel anlayışları anlamamıza yardımcı olabilir. İkaz flaşörleri, genellikle bir uyarı veya dikkat çekme amacı güder. Bu araç, yalnızca bir trafik güvenliği unsuru olmaktan çok daha fazlasıdır. Flaşörlerin…
Yorum Bırak