Endüljans Ne Zaman Bitti?
Bir Büyü Bozuldu, Bir Dünya Sarsıldı
—
Hayatımın En Güzel Anları, Endüljansla Dönmeye Başlamıştı
Kayseri’nin dar, taşlı sokaklarından birinde yürürken, akşam ezanı ile birlikte şehirdeki hava aniden soğudu. Bu soğuk, bana yıllardır bildiğim ama unuttuğum bir şeyi hatırlatıyor: Hayatın hızla değişebilen, anlık olan bir şey olduğuna dair hislerim. İşte o an, Endüljans’ın bittiği anı hatırladım. Belki de ilk kez o zaman fark ettim ki, hayatta hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. Çünkü hayatımın o “endüljans” dolu dönemi, o yüzden bu kadar özeldi.
Ama gerçekten ne zaman bitti o zaman dilimi? Ben buna tam olarak karar veremedim. Belki de hayatın bana öğrettiği şey, her şeyin bir başlangıcı olduğu kadar, bir sonu olduğunu kabul etmekti. Fakat o gün, yürürken, kalbimde bir şey kırıldı ve ben de o an, “endüljans ne zaman bitti?” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyordum.
—
Bir Gün, Bütün Hayatını Yeniden Gözden Geçirmen Gerektiğini Fark Ettim
O yaz, endüljans kelimesi benim için çok şey ifade ediyordu. Hangi olaydan ya da düşünceden beslenirsen beslen, insanın ruhunda bir süreliğine bırakabileceği bir “rahatlık” vardı. Kayseri’nin o sıcak yaz akşamlarında, kafelerde içilen buzlu kahveler, uzun sohbetler, dans edilen geceler, hiçbir sorumluluk duygusunun olmadığı günler… Bütün bu anların verdiği o küçük, zarif keyifler… Gerçekten ne kadar güzel şeylerdi! Endüljans, aslında basit bir şeydi: Kendi içimde bulduğum huzuru, o anı doya doya yaşamak, sabahları ertesi günün kaygılarına batmadan uyandıran bir şeydi.
Ama bir gün, hiçbir şey beklemediğim bir anda, birden her şey değişti. Herkesin hayatı gibi, benim hayatım da bir yerden sonra sabahları ağrılarla uyanmaya, öğleden sonraları kaybolmaya, geceleri sürekli olarak bir şeyleri kaçırmak gibi hissettirmeye başladı. Endüljans, o eski haliyle, bana sadece bir anı, bir nostalji gibi geldi.
İçimde bir boşluk oluştu, bir eksiklik. O gün, bir sabah kalktım ve hiçbir şeyin eski gibi olmadığını fark ettim. Her şey yavaşça, sessizce değişmişti ama ben fark etmemişim. O kadar çok şey kaybetmişim ki! O eski halleri özlerken, bir yandan da kendimi ne kadar boşlukta hissettiğimi anlamıştım. Endüljans ne zaman bitti? O soruyu o gün sormaya başladım.
—
Bir Tanıdık Yüzün, Her Şeyi Yerle Bir Etti
Sonsuza kadar devam edebilecekmiş gibi hissettiğiniz bir şeyin bir gün sona ermesi, insanın içinde bir parça dondurulmuş his bırakıyor. Bir gün, bir araya gelmişti bütün o eski anılar… Bir arkadaşımın bir sözü, bir bakışı, sanki her şeyin o gün bittiğini bana söylediler. Hani, birbirimize hayatı nasıl yaşayacağımıza dair uzun uzun konuştuğumuz, sırlarımızı paylaştığımız o eski zamanları hatırladım.
Ve o an, gerçekten ne zaman bittiğini hissettim. Endüljans sona erdiğinde, geriye sadece bir boşluk kaldı. Korktuğum şey işte buydu. O güzelim rahatlık, o özlediğim “hiçbir şeyin derdi yokmuş gibi” hissettiğim zamanlar, birdenbire hayatımın bir parçası olmaktan çıkmıştı. Artık yaşam sadece ilerlemek, geçici anı kesmek, zamanın içinde hapsolmuş bir kayıp gibi görünüyordu. O anı, o eski rahatlık halini kaybetmişken, içimde o eski hayalleri yeniden canlandırma umudu da kaybolmuştu.
Bir şeylerin bittiğini hissetmek, ne kadar kötü olsa da, insanın içinde hem bir hayal kırıklığı hem de bir içsel yenilenme duygusu uyandırıyor. O an, bir şeylerin değiştiğini ve artık eskisi gibi olamayacağımı hissettim.
—
Duyguların Çözülmesi: İçimdeki Kırık Parçalar
O eski dünyada, her şey hala “iyi” gibiydi. Endüljans, bir yerlerde, bir şekilde sürmeye devam ediyordu. Ama gün geçtikçe, gerçeklerle yüzleşmek zorlaştı. Beni, beni tanıyan birinin sözleriyle, bir bakışıyla bu kadar değiştiren bir şey vardı. Hayatımı bu kadar derinden etkileyen o “bir gün”de, içimdeki hayal kırıklığı büyümeye başladı.
O eski halime dönmeye çalıştım, ama ne kadar uğraşsam da olmuyordu. Çünkü bitti, sonlanmıştı. Belki de bu, hayatın kendisiydi: Sonsuz bir oyun gibi, bir an için her şeyin mükemmel olduğuna inanırken, bir bakışta, bir duruşta her şeyin sonlandığını fark etmek.
Bundan sonrasını, o zamanlar her şeyin sonsuza kadar devam edeceğine inanan ben nasıl kabul edecektim? Endüljans bittiğinde, kalan tek şey bir yara oldu; bir boşluk ve bir eksiklik. Her şey, normal seyrinde gitmek zorundaydı. Ama ben hala geçmişi düşünüyor ve hayatımın en güzel zamanlarının, en değerli anlarının birer birer kaybolduğunu hissediyordum.
—
Endüljansın Sonu: Geleceğe Yönelik Yeni Bir Başlangıç
O günün sonunda, Endüljans’ın ne zaman bittiğini tam olarak anlamıştım. Sonlanmıştı, ama bu bir son değil, yeni bir başlangıçtı. Kendimi her şeyin bittiği bir noktada bulduğumda, aslında bambaşka bir dünyaya geçiş yapmam gerektiğini fark ettim. Endüljans sona erdiğinde, hala hayatta olan bir şey vardı: Kendim. O eski rahatlık, yerini, biraz daha olgunlaşmış, biraz daha anlamlı bir hayata bırakacaktı.
Belki de Endüljans, bir dönemin sonuydu; ama her sonun ardından, gerçek hayata, insanın asıl benliğine daha yakın bir dünyaya yolculuk başlıyordu. Bunu fark etmek zaman aldı, ama bir noktada, hayatın ne kadar değerli olduğunu ve her şeyin geçici olduğunu kabul ettim. Şimdi ise o eski zamanları, o geçmişi kalbimde bir hatıra olarak tutarak, bir sonraki bölüme doğru ilerlemeye başladım.
—
Sonuç: Her Şeyin Bir Zamanı Vardır
Endüljans ne zaman bitti? Bunu net bir şekilde tanımlamak zor olsa da, zamanın, anların ve duyguların nasıl şekillendiğini görmek, bir nevi büyümek demekti. O eski halimden ayrıldım ama her bir eski anıyı, o günleri kendimde taşıyorum. Çünkü bazen bir şeyin sonu, aslında hayatın bir sonraki aşamasının başlangıcıdır.